Kadın sağlığı ve üreme tıbbı kliniklerinde teşhisi en zor koyulan, hastaların yaşam kalitesini ağır şekilde düşüren ve halk arasında “çikolata kisti hastalığı” olarak bilinen tabloya endometriozis adı verilir. Dünya genelinde üreme çağındaki her 10 kadından birini etkileyen bu hastalık, sadece üreme sistemini değil, kadının günlük sosyal ve iş hayatını kronik ağrılarla bloke edebilen sinsi bir karakter barındırır.
Birçok kadın yaşadığı şiddetli adet sancılarını “normal” kabul ederek yıllarca hekime başvurmadığı için, endometriozis teşhisi maalesef ortalama 7 ila 8 yıllık bir gecikmeyle konulabilmektedir. Oysa bu hastalığın hücresel mekanizmasını bilmek ve doğru zamanda medikal ya da cerrahi koruma kalkanlarını devreye sokmak, hem ağrısız bir yaşam sürmenin hem de gelecekteki doğurganlık potansiyelini güvence altına almanın en net yoludur.
Normal ve sağlıklı bir kadın anatomisinde, rahmin iç duvarını kaplayan ve her ay adet kanamasıyla birlikte dökülüp yenilenen özel bir zarımsı doku bulunur; buna endometrium adı verilir. Endometriozis hastalığında ise, bu rahim içi zarı hücreleri her nasılsa rahim dışındaki tamamen bambaşka organlarda (genellikle yumurtalıklarda, fallop tüplerinde, karın içi zarında veya bağırsak yüzeylerinde) yerleşerek büyümeye başlar.
Vücut dışına yerleşen bu sahte dokular, rahim içindeki orijinal hücreler gibi kadının aylık hormon döngüsüne birebir itaat ederler. Yani her adet döneminde, rahim içi kanarken karın boşluğuna veya yumurtalıklara yerleşen bu dış hücreler de aynı saatte kanamaya başlar. Ancak bu kanın vücut dışına akacağı doğal bir çıkış kanalı olmadığı için, biriken mikro kanamalar zamanla yerleştikleri dokularda kronik iltihaplanmalara (enflamasyona), şiddetli iç yapışıklıklara ve yumurtalıkların içinde koyu kahve renkli, çikolata kıvamında sıvı barındıran çikolata kistlerine (endometrioma) yol açar.
Hastalığın yarattığı şikayetlerin şiddeti, kistlerin milimetrik boyutundan ziyade karın içindeki yaygınlık derecesine ve sinir uçlarına yakınlığına bağlıdır. En sık tescil edilen klinik belirtiler şunlardır:
Şiddetli Adet Sancıları (Dismenore): Basit ağrı kesicilerle asla geçmeyen, kadını yataktan çıkamaz hale getiren ve adetten birkaç gün önce başlayıp periyot boyunca süren agresif kasık krampları,
Kronik Pelvik Ağrı: Adet dönemlerinden tamamen bağımsız olarak, karnın alt bölgesinde aylarca geçmeyen, sürekli ve künt bir sızı hissi,
Ağrılı Cinsel Birliktelik (Disparoni): İlişki esnasında veya sonrasında kasıkların derinliklerinde hissedilen bıçak saplanma benzeri keskin ağrılar,
Ağrılı Tuvalete Çıkma: Adet dönemlerinde bağırsak hareketlerinin aşırı sızılı olması, kronik kabızlık-ishal atakları veya idrar yaparken yanma hissi,
Doğurganlık Sorunları: Korunmasız düzenli ilişkiye rağmen çocuk sahibi olamama durumu. Klinik ortamlarda kadın kısırlığı çözümleri arayan hastaların yaklaşık yüzde 30 ila 40’ında altta yatan gizli nedenin endometriozis olduğu tescil edilmektedir.
Biyolojik Kısırlık Engeli: Endometriozis sadece yumurtalıklarda kist yapmaz; salgıladığı mikro iltihaplı sıvılar nedeniyle fallop tüplerinin esnekliğini bozarak hareket kabiliyetini felç edebilir. Ayrıca sperm hücrelerinin yumurtayı dölleme gücünü azaltan ve oluşan embriyonun rahim duvarına gömülmesini (tutunmasını) zorlaştıran toksik bir karın içi mikro çevre yaratır.
Hastalığın saptanması ve kişiye özel tedavi haritasının çıkarılması süreci, klinik protokoller dâhilinde şu ardışık basamaklarla yürütülür:
İlk basamakta hastanın ağrı karakteri, adet düzeni ve cinsel birliktelik konforu detaylıca dinlenir. Ağrının yerleşim yeri, bağırsak veya idrar bulgularının varlığı hastalığın karın içindeki yayılma haritasına dair ilk klinik ipuçlarını verir.
Transvajinal ultrasonografi ile yumurtalıkların içindeki tipik buzlu cam görüntüsü veren çikolata kistleri milimetrik olarak ölçülür. Eğer bağırsakları veya derin dokuları tutan “derin yerleşimli endometriozis” şüphesi varsa, pelvis bölgesine yönelik kontrastlı Emar (MRG) taraması yapılarak tüm odaklar tescil edilir.
Hastalık östrojen hormonundan beslendiği için, çocuk istemi olmayan ağrılı hastalarda ilk adım medikal baskılamadır. Vücuttaki östrojen rüzgarını kesmek ve odakları kurutmak adına doğum kontrol hapları, sürekli progesteron tabletleri veya beyni geçici olarak uyku moduna alan 3 aylık hormon iğneleri (GnRH analogları) evde başlatılır.
İlaçlara yanıt vermeyen, şiddetli ağrısı süren veya bağırsak tıkanıklığı yaratan olgularda cerrahi devreye girer. Günümüzde altın standart yöntem kapalı ameliyattır (Laparoskopi). Göbekten girilen kameralarla tüm yapışıklıklar çözülür, kist kapsülü yumurtalık rezervine zarar verilmeden titizlikle soyulur ve odaklar lazerle yakılarak temizlenir.
