Bu yöntemin tercih edilmesindeki en büyük amaç, döllenme aşamasında yaşanabilecek riskleri sıfıra yakın bir seviyeye indirmektir. Geçmiş yıllarda klasik yöntemlerle çözülemeyen pek çok kısırlık problemi, günümüzde bu tedavi sayesinde kolayca aşılmaktadır. İşlemin yapılmasındaki başlıca nedenler şunlardır:
Sperm Engellerini Aşmak: Spermin sayısının, hızının veya şeklinin doğal bir döllenme için yetersiz kaldığı durumlarda süreci güvenceye almak,
Döllenme Garantisi Sağlamak: Toplanan kıymetli yumurtaların laboratuvarda firesiz bir şekilde embriyoya dönüşme ihtimalini maksimuma çıkarmak,
Hücre Kayıplarının Önüne Geçmek: Yumurta zarı normalden kalın veya sert olan kadınlarda, spermin içeri girememe riskini fiziksel bir destekle ortadan kaldırmak.
ICSI yöntemi, günümüzde modern tüp bebek kliniklerinde çok yaygın olarak kullanılsa da özellikle bazı çiftler için tedavinin temel taşı konumundadır. Bu yöntem için en uygun aday grupları şu şekilde sıralanabilir:
Ciddi Sperm Bozukluğu Olan Erkekler: Sperm sayısı mililitrede 5 milyonun altında olan, hareketliliği çok zayıf olan veya morfoloji (sperm şekli) bozukluğu yüksek olan erkekler,
Azospermi Durumları: Menisinde hiç canlı sperm bulunmayan ve mikro cerrahi yöntemlerle (TESE ameliyatı gibi) doğrudan testislerden sperm elde edilen hastalar,
Açıklanamayan Kısırlık Yaşayanlar: Yapılan tüm testlerin normal çıkmasına rağmen bir türlü gebelik elde edemeyen ve klasik yöntemlerle döllenme sağlanamayan çiftler,
Genetik Tarama Yapılacak Embriyolar: Embriyolarına genetik test (PGT) planlanan çiftlerde, dışarıdan yabancı bir sperm hücresinin kalıntısının testi yanıltmaması için sadece tek bir spermin yumurtaya verilmesi zorunludur,
Geçmişte Başarısız Denemeleri Olanlar: Önceki tüp bebek denemelerinde klasik yöntem tercih edilip döllenme oranı çok düşük kalan veya hiç embriyosu oluşmayan hastalar.
Embriyoloji laboratuvarında yüksek teknoloji eşliğinde yürütülen bu hassas döllenme süreci, uzman embriyologlar tarafından şu ardışık basamaklarla icra edilir:
Hormon tedavisiyle büyütülen yumurtalar anne adayından hafif anestezi altında toplanır ve çevresindeki hücrelerden arındırılarak olgunluk seviyeleri incelenir. Eş zamanlı olarak erkekten alınan sperm örnekleri de laboratuvarda özel yıkama yöntemlerinden geçirilerek hazırlanır.
Embriyolog, binlerce kat büyütme özelliğine sahip özel mikroskoplar altında spermleri inceler. İçlerinden şekli en düzgün, baş ve kuyruk yapısı en kusursuz ve hareket kabiliyeti en yüksek olan tek bir spermi enjeksiyon için seçer.
Seçilen kaliteli sperm, saç telinden bile ince olan özel bir mikro iğnenin içine çekilir. Diğer taraftan yumurta hücresi sabit tutulur. İğne yardımıyla yumurtanın dış zarı nazikçe geçilir ve sperm, yumurtanın tam merkezine güvenle bırakılır.
İşlemi tamamlanan tüm hücreler, anne vücudunun içindeki sıcaklığı ve nemi birebir taklit eden özel korunaklı inkübatör cihazlarına yerleştirilir. Yaklaşık 16-18 saat sonra döllenmenin gerçekleşip gerçekleşmediği kontrol edilir ve embriyo gelişim takibi başlatılır.
Yardımcı üreme tedavilerinde uygulanan geleneksel yöntemler ile modern mikroenjeksiyon yaklaşımlarının pratik özellikleri şu nesnel tabloda karşılaştırılmıştır:
| Karşılaştırma Kriterleri | Klasik Tüp Bebek (IVF) | Mikroenjeksiyon Tedavisi (ICSI) |
| Döllenmenin Gerçekleşme Şekli | Sperm ve yumurta yan yana bırakılır, döllenme doğal olarak kendiliğinden olur. | Seçilen tek bir sperm, mikro iğneyle doğrudan yumurtanın içine yerleştirilir. |
| Gerek Duyulan Sperm Sayısı | Her bir yumurta hücresi için yaklaşık 50 bin ilâ 100 bin adet sağlıklı sperm gerekir. | Her bir olgun yumurta hücresi için sadece 1 adet sağlıklı sperm yeterlidir. |
| Erkek Kısırlığındaki Başarı Gücü | Sperm sayısı ve hareketliliği düşük olan erkeklerde başarı şansı oldukça kısıtlıdır. | En ağır sperm bozukluklarında ve ameliyatla sperm bulunan durumlarda bile başarı çok yüksektir. |
| Yumurta Başına Döllenme Oranı | Yumurtanın dış zarı sertse veya sperm zayıfsa döllenme oranı düşük kalabilir. | Zar yapısından bağımsız olarak, yumurta başına düşen döllenme başarısı maksimum seviyededir. |
| Genetik Testlere Uygunluk Durumu | Yumurtanın etrafında başka sperm kalıntıları olabileceği için genetik taramaya çok uygun değildir. | Sadece tek bir sperm kullanıldığı için genetik tarama (PGT) süreçleri için şarttır. |
Mikroenjeksiyon yöntemi döllenme şansını çok fazla tırmandıran güvenli bir teknoloji olsa da, üreme hücrelerinin biyolojik durumuna bağlı olarak işlemin uygulanamayacağı bazı mutlak sınırlar vardır:
Canlı Sperm Hücresinin Hiç Bulunamaması: Erkekten alınan örneklerde ya da testislerden yapılan mikro cerrahi operasyonlarında (TESE) dahi döllenme yeteneğine sahip, tamamen canlı veya yapısal bütünlüğü olan tek bir sperm hücresi bile saptanamazsa işlem teknik olarak gerçekleştirilemez.
Olgun Olmayan Yumurta Hücreleri: Anne adayından toplanan yumurtaların tamamı çok erken evredeyse (yani henüz döllenme yeteneği kazanmamış, olgunlaşmamış hücrelerse), bu hücrelere mikroenjeksiyon yapılamaz. Hücrelerin öncelikle laboratuvarda olgunlaşması beklenmelidir.
