Miyomların vücutta yarattığı klinik şikayetler, boyutlarından ziyade rahmin hangi katmanına yerleştikleri ile doğrudan ilişkilidir. Tıbbi literatürde miyomlar yerleşim yerlerine göre üç ana gruba ayrılır:
Subseröz Miyomlar: Rahmin en dış tabakasından dışarıya, yani karın boşluğuna doğru büyüyen yapılardır. Rahim iç duvarına dokunmadıkları için genellikle adet düzensizliği veya kısırlık yapmazlar. Ancak boyutları çok büyüdüğünde ön taraftaki idrar torbasına baskı yaparak sık idrara çıkma veya arka taraftaki kalın bağırsağa baskı yaparak kronik kabızlık gibi şikayetleri tetiklerler.
İntramural Miyomlar: Rahmin kalın kas duvarının tam içinde gelişen ve en sık görülen miyom türüdür. Büyüdükçe rahim duvarını esnetirler; bu durum adet kanamalarının hem süresini hem de miktarını belirgin ölçüde artırır. Yoğun kanamalara bağlı olarak hastalarda kronik kansızlık (anemi) ve halsizlik tablosu şekillenebilir.
Submüköz Miyomlar: Rahim iç boşluğuna, yani embriyonun tutunup büyüyeceği bebek yatağına (endometrium) doğru büyüyen yapılardır. En az görülen ama klinik olarak en gürültülü seyreden türdür. Bezelye tanesi kadar küçük olsalar bile rahim zarı simetrisini bozarak ağır kanamalara, lekelenmelere, kısırlığa ve tekrarlayan erken dönem düşüklere yol açabilirler.
Birçok miyom, milimetrik boyutlarda kaldığı sürece kadın üzerinde hiçbir dış fiziksel belirti veya ağrı meydana getirmez. Başka bir nedenle yapılan ultrason muayenelerinde tesadüfen saptanırlar. Ancak büyüme gösteren veya rahim içine baskı yapan miyomlarda şu klinik belirtiler tescil edilir:
Uzun süren, pıhtılı ve normalden çok daha yoğun seyreden adet kanamaları,
Adet dönemleri arasında lekelenme tarzında beliren ara kanamalar,
Karnın alt bölgesinde kronik dolgunluk, baskı hissi ve künt kasık ağrıları,
Cinsel birliktelik esnasında derin saplanma tarzında hissedilen ağrı (disparoni),
Büyük miyomların çevre organlara bası yapması sonucu gelişen sık idrara çıkma, idrar kaçırma veya kabızlık problemleri.
Miyomların Üreme Sağlığına Etkisi: Submüköz yerleşimli miyomlar veya rahim duvarını deforme eden 4-5 santimetreden büyük intramural miyomlar, rahim içi kan dolaşımını bozarak veya tüplerin girişini mekanik olarak tıkayarak spermin yumurtaya ulaşmasını engelleyebilir. Ayrıca bu yapılar, rahim içinde lokal bir iltihabi reaksiyon yaratarak embriyonun sağlıklı bir şekilde rahim duvarına tutunmasını baltalayabilmektedir.
Miyomların saptanması ve kişiye özel tedavi haritasının çıkarılması süreci, klinik protokoller dâhilinde şu ardışık basamaklarla yürütülür:
İlk basamakta transvajinal ultrasonografi ile rahmin yapısı taranır. Miyomların sayısı, boyutları ve hangi katmanda yerleştikleri milimetrik olarak ölçülür. Eğer rahim içi boşluğu tam netleştirilemiyorsa, içeriye sıvı verilerek yapılan sulu ultrason (SIS) ile iç duvar yapısı tescil edilir.
Miyom saptanan her hastaya hemen müdahale edilmez. Hastanın yaşı, kanama şiddeti, kansızlık derecesi ve en önemlisi yakın gelecekte bir çocuk sahibi olma (gebelik) planının olup olmadığı nesnel parametrelerle değerlendirilir.
Eğer miyom küçükse ve hastaya bir zarar vermiyorsa, 6 ayda bir ultrason takipleriyle izlenir. Kanamaları kontrol altına almak veya ameliyat öncesinde miyom boyutunu geçici olarak küçültmek adına hekim kararıyla hormonal ilaçlar veya geçici menopoz iğneleri (GnRH analogları) planlanabilir.
İlaçlara yanıt vermeyen, hızla büyüyen veya gebeliğe engel olan miyomlarda cerrahi (miyomektomi) devreye girer. Rahim içindeki submüköz miyomlar kesisiz kameralı yöntemle (Histeroskopi), dıştaki miyomlar kapalı karın ameliyatıyla (Laparoskopi) veya çok büyük kitleler açık ameliyatla rahim dokusu titizlikle korunarak çıkartılır.
